Kısaca

Yeni bir bilimsel araştırma, Alpler hariç Avrupa'nın tüm bölgelerinde yabani arı türlerinin çoğunda ve sirfid sineklerinin yaklaşık yarısında son yüzyılda popülasyon düşüşü yaşandığını belgeledi.

Üç noktada haber

  1. 1921'den bu yana tutulan kayıtlar, Alpler dışındaki tüm Avrupa bölgelerinde gerileyen arı türü sayısının artış gösterenlerden fazla olduğunu gösteriyor.

  2. İncelenen türlerin yüzde 91'i 2001 ile 2020 arasında en az bir kez kaydedilmiş olsa da türlerin belirli alanlarda bulunma sıklığı belirgin şekilde düştü.

  3. Yabani çiçekli bitkilerin yaklaşık yüzde 90'ı ve temel gıda mahsulü türlerinin dörtte üçünden fazlası kısmen hayvan tozlaşmasına bağımlı durumda.

Avrupa genelinde 1921 yılından bu yana toplanan kayıtları inceleyen yeni bir bilimsel araştırma, kıtadaki yabani arı türlerinin çoğunda ve sirfid sineklerinin yaklaşık yarısında son yüzyıl boyunca belirgin popülasyon kayıpları yaşandığını ortaya koydu. Ermenistan'ın başkenti Erivan'da başlayan Birleşmiş Milletler biyoçeşitlilik zirvesi Cop17 ile eşzamanlı paylaşılan bulgular, Alpler bölgesi hariç kıtanın tamamında gerileme gösteren arı türü sayısının artış kaydedenlerden daha yüksek olduğunu belgeliyor.

İspanya Ulusal Araştırma Konseyi bünyesindeki ekolojist Carlos Martínez-Núñez liderliğinde yürütülen çalışma, Avrupa genelindeki arı ve sirfid türlerinin yüzde 88'ini kapsayan geniş bir veri tabanına dayanıyor. Araştırmacılar, özellikle Atlantik ve Kıta bölgelerinde arı ve sirfid sineği tür zenginliğinde sürekli bir düşüş yaşandığını saptadı. Diğer bölgelerde karmaşık veya sınırlı pozitif eğilimler görülse de genel tozlaştırıcı topluluklarının hassas türlerin kademeli kaybı ve az sayıdaki dayanıklı türün baskınlaşmasıyla biçim değiştirdiği ifade ediliyor.

Sayısal İstikrarın Arkasındaki Gizli Kayıp

Araştırma verileri, incelenen türlerin yüzde 91'inin 2001 ile 2020 arasındaki modern dönemde en az bir kez yeniden kaydedildiğini gösteriyor. Bu durum teorik olarak türlerin yüzde 9'luk bir kısmının Avrupa'da kaybolmuş olabileceğini düşündürse de son dönemde görülmeyen türlerin birçoğunun tarihi kayıtlarda da seyrek kaydedildiği ve henüz kitlesel yok oluşların gerçekleşmediği belirtiliyor. Ancak araştırmacılar, bir türün belirli bir alanda bulunma olasılığını ifade eden doluluk oranının büyük ölçüde gerilediğine dikkat çekiyor.

Tozlaştırıcı popülasyonlarındaki bu aşınma, insan tüketimine yönelik tarımsal sistemler açısından kritik riskler barındırıyor. Yabani çiçekli bitkilerin yaklaşık yüzde 90'ı ve başlıca gıda mahsulü türlerinin dörtte üçünden fazlası kısmen hayvan tozlaşmasına ihtiyaç duyuyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, tozlaştırıcıların gerilemesinin vahşi yaşamı tehdit eden ve ekosistemlerin çevresel strese dayanıklılığını zayıflatan zincirleme reaksiyonları tetikleyebileceği yönünde uyarıda bulunuyor.

Bölgesel Bulgular ve Erivan Zirvesi

Çalışmaya dahil olmayan Bask İklim Değişikliği Merkezi araştırmacısı Ainhoa Magrach, elde edilen bulguların uzun süredir tahmin edilen gerilemeyi doğruladığını aktardı. Magrach, önceki kanıtların çoğunlukla Birleşik Krallık, Belçika ve Hollanda gibi kuzeybatı Avrupa ülkelerinden geldiğini, yeni çalışmanın ise bazı bölgesel farklarla birlikte bu örüntünün kıta geneline yayıldığını kanıtladığını belirtti.

Erivan'da toplanan Cop17 zirvesinde delegeler, 2030 hedefleri doğrultusunda kara ve deniz alanlarının yüzde 30'unun korunması, çevreye zarar veren 500 milyar dolarlık sübvansiyonların reforme edilmesi ve bozulmuş ekosistemlerin yüzde 30'unun rehabilite edilmesini içeren yol haritasını değerlendiriyor. Araştırmacılar, mevcut popülasyon eğilimlerine zamanında müdahale edilmemesi durumunda ekosistem işlevlerinde çok daha derin aksamalar meydana gelebileceğini vurguluyor.

Neden önemli?Yabani çiçekli bitkilerin yüzde 90'ı ve temel gıda mahsullerinin yüzde 75'inden fazlası tozlaşmaya bağımlı olduğundan, bu düşüş ekosistem dengesini ve tarımsal gıda üretimini doğrudan zayıflatıyor.

Cevabı beklenen sorular

  • Erivan'daki Cop17 zirvesinde müzakere edilen küresel koruma hedeflerinin Avrupa genelindeki bölgesel tozlaştırıcı kayıplarını ne ölçüde yavaşlatabileceği henüz bilinmiyor.
Kaynaklar ve belgeler

Bu haberde kullanılan belgelere aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.