Kısaca

Walter Gropius tarafından kurulan Bauhaus okulundaki kadın sanatçıların eserleri ve ilerici tarzları, uzun süre göz ardı edildikten sonra son dönemde yeniden değerlendirilmeye başlandı.

Walter Gropius tarafından kurulan radikal Alman sanat okulu Bauhaus'un kadın sanatçıları, uzun yıllar boyunca sanat tarihi anlatılarında hak ettikleri yeri bulamadı. Sanat ve sanat tarihi eğitiminde dahi genellikle erkek sanatçıların öne çıktığı Bauhaus'ta, kadınların önemli katkıları ve ilerici kişisel tarzları yeni yeni gün yüzüne çıkıyor. Bu durum, okulun aslında sanatsal devrimin yanı sıra toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da radikal bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor.

Bauhaus'un cinsiyet eşitliğine verdiği önem, Erich Consemüller'in 1927 civarında çektiği "Marcel Breuer ve Haremi" başlıklı fotoğrafta hicivli bir şekilde öne çıkıyor. Bauhaus Kooperation sitesi, fotoğrafın başlığının aslında gösterdiğinin tam tersini, yani fotoğraftaki kadınların modernliğini, özgürlüğünü ve hatta üstünlüğünü ifade ettiğini belirtiyor. Fotoğrafta Breuer'in eşi Martha Erps, Katt Both ve fotoğrafçının eşi Ruth Hollós gibi sanatçılar yer alıyor. Breuer'in marangozluk atölyesi ustası olarak bu kadınlara şüpheyle bakışı, toplumsal normlara bir gönderme olarak yorumlanıyor.

Walter Gropius, okulu ve yaşamını belgelemek için mimarlık öğreten Erich Consemüller ile fotoğrafçı Lucia Moholy'yi görevlendirdi. László Moholy-Nagy'nin eşi olan Moholy, çoğunlukla dış çekimlere odaklanırken, Consemüller iç mekan çalışmalarının yanı sıra "Mekanik Fantezi" gibi deneysel serilerle dikkat çekti. Bu seriler, kıyafet, poz ve çift pozlama tekniklerini kullanarak kadın ve erkek Bauhaus sanatçılarını tipolojik düzenlemelerle bir araya getirdi. Okulun pratiği gereği neredeyse tüm sanatçılar fotoğrafçılıkla ilgilenerek, Bauhaus'un cinsiyet eşitliğine olan bağlılığını belgeledi. T. Lux Feininger'in 1927'de çekilen dokumacıların grup fotoğrafında Léna Bergner, Gunta Stölzl, Otti Berger gibi isimler yer alıyor.

Bauhaus sanatçıları, hem kadınlar hem de erkekler, yerleşik düzeni sarsmak ve önceden belirlenmiş rolleri kırmak konusunda erken dönem punk akımına benzer bir ruh taşıyordu. Onlar, sanat aracılığıyla statükonun tamamen dönüşümü için bir yol sunuyordu. Walter Gropius'un da ifade ettiği gibi, "Geleceğin yapısını, mimari, heykel ve resim dahil her şeyi tek bir formda birleştiren bir yapıyı birlikte çağıralım, tasarlayalım ve yaratalım" vizyonuyla, sanat ve tasarımın insanlığı geçmişin dogmalarından kurtarma amacı taşıdılar. Bu devrimci hareketin Naziler tarafından bölünmemesi halinde ne kadar ilerleyebileceği ise belirsizliğini koruyor.

Neden önemli?Bu durum, sanat tarihi yazımındaki eksiklikleri gidererek modern sanat ve tasarımın oluşumundaki kadın katkısını ortaya koyuyor ve Bauhaus'un yenilikçi ruhunun tam olarak anlaşılmasını sağlıyor.

Şu ana kadar bildiklerimiz

  • Bauhaus'un kurucusu Walter Gropius, okulun belgelenmesi için Erich Consemüller ve Lucia Moholy'yi görevlendirdi.
  • Erich Consemüller'in 1927 civarında çektiği "Marcel Breuer ve Haremi" fotoğrafı, kadınların modernliğini ve eşitliğini vurgulayan hicivli bir başlığa sahipti.
  • Okulun dokuma atölyesinden Léna Bergner, Gunta Stölzl ve Otti Berger gibi birçok kadın sanatçı, Bauhaus'un cinsiyet eşitliği ilkesini eserlerinde ve yaşamlarında yansıttı.