Kısaca

Aarhus Üniversitesi ve Queen Mary University of London araştırmacıları, 300 bin kilometrelik antik yolu ağ analiziyle inceleyerek Roma'nın kara yolu ulaşımında sanılanın aksine en merkezi nokta olmadığını tespit etti.

Aarhus Üniversitesi, Queen Mary University of London ve diğer Avrupalı kurumlardan araştırmacıların yürüttüğü ve 15 Eylül 2026 tarihinde Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışma, Roma İmparatorluğu'nun ulaşım sistemine dair köklü kabulleri değiştirdi. Antik Roma yollarını içeren "Itiner-e" adlı dijital atlas üzerinden yürütülen araştırmada, Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu genelindeki yaklaşık 300 bin kilometrelik kara yolu haritalandırıldı. Araştırmacılar, kentlerin ve yol kesimlerinin imparatorluğun farklı bölgelerini birbirine bağlama gücünü ölçmek için matematiksel ağ analizi yöntemini kullandı. Analiz sonuçları, popüler kültürde yerleşmiş olan "bütün yollar Roma'ya çıkar" ifadesinin kara ulaşımı açısından gerçeği yansıtmadığını, imparatorluk başkenti Roma yerine başka kentlerin kara ağında çok daha merkezi düğüm noktaları oluşturduğunu ortaya koydu.

Çalışmaya göre, kara yolu bağlantıları açısından Roma'dan daha merkezi konumda bulunan kentlerin başında Ancyra (günümüzde Ankara), Antioch (günümüzde Antakya), Korint ve Bizans (daha sonra Konstantinopolis) geliyordu. Bu kentlerin her birinin yüksek merkezilik derecesi farklı coğrafi gerekçelere dayanıyordu. Korint, Mora Yarımadası'nı Yunanistan'ın geri kalanına bağlayan stratejik bir geçit işlevi görürken, Ancyra Anadolu'daki ana ulaşım kavşağı olarak öne çıkıyordu. Araştırmacılar, Kuzey Afrika ve Levant kıyıları boyunca uzanan, Antakya ile Ankara yakınlarından geçen büyük bir ana güzergâh belirledi. Bu güzergâh Bizans üzerinden Avrupa kıtasına geçiyor, ardından Kuzey İtalya ve Fransa içlerine kadar uzanıyordu.

İmparatorluk başkenti Roma'nın kara yolu ağındaki ikincil konumu, İtalya Yarımadası'nın coğrafi yapısıyla açıklanıyor. Roma, imparatorluğun geniş kara yolu sistemine kıyasla dar bir uzantı oluşturan İtalya Yarımadası'nın orta kesiminde yer alıyordu. Yarımada genelindeki kara trafiği incelendiğinde, ana merkezi hattın Roma üzerinden geçmek yerine Adriyatik Denizi kıyısını takip ettiği görüldü. Bununla birlikte çalışma, eyalet başkentlerinin bölgesel yol sistemlerini birbirine bağladıkları için diğer şehirlere oranla daha merkezi roller üstlendiğini belirledi. Roma mühendislerinin arazi şartları izin verdiğinde düz hatları tercih ettiği, ancak dağlar, nehirler, vadiler ve yerleşim yerleri nedeniyle Roma yollarının modern ana yollara kıyasla daha az doğrusal kaldığı kaydedildi. Güzergâhları zorlu arazilerden geçirebilmek için teraslar, köprüler, istinat duvarları ve kaya oyukları inşa edilmişti.

Araştırma ekibi, antik Roma yolları ile modern ulaşım aksları arasında da doğrudan bir bağlantı tespit etti. Eski Roma İmparatorluğu sınırları içerisinde kalan topraklarda, Roma dönemi kara yolu ağının yoğun olduğu bölgelerin günümüzde de daha fazla ana kara yoluna sahip olduğu belirlendi. Coğrafi sürekliliğin bir sonucu olarak dağ geçitleri, nehir yatakları ve antik kent konumları modern ulaşım koridorlarını etkilemeyi sürdürüyor. Ancak bu korelasyon imparatorluk genelinde orta düzeyde seyrediyor ve bölgeler arasında belirgin farklılıklar gösteriyor. Bazı yerleşimlerin zaman içinde terk edilmesi, yeni şehirlerin kurulması ve değişen siyasi ve iktisadi öncelikler, kimi bölgelerde antik rotaların terk edilmesine yol açtı.

Çalışmanın kapsamı ve sınırlılıkları da araştırma metninde ayrıntılandırıldı. İncelemede kullanılan Itiner-e veri seti, imparatorluk coğrafyasındaki arkeolojik ve tarihsel bulguların bölgelere göre eşitsiz dağılması sebebiyle Roma dönemine ait bütün yolları eksiksiz biçimde içermiyor; araştırmacılar analizlerinde bu veri boşluklarını hesaba katan yöntemler uyguladı. Ayrıca çalışma, imparatorluğun tüm ulaşım altyapısı yerine yalnızca kara yollarına odaklandı. Roma İmparatorluğu'nda insan ve yük hareketliliğinde hayati rol oynayan nehir ve deniz rotaları çalışmanın kapsamı dışında bırakıldı. Roma'nın Akdeniz'in merkezine yakın konumu, kente deniz taşımacılığı ağlarında çok büyük bir ağırlık kazandırıyordu. Araştırma ekibi, Roma ulaşım sisteminin tek bir başkente odaklanan basit bir yapıdan ziyade bölgesel dinamiklere göre şekillenen karmaşık bir ağ olduğunu vurgulayarak, sonraki bilimsel çalışmalarda kara yollarının nehir ve deniz ulaşımıyla birlikte modellenmesi gerektiğini kaydetti.

Neden önemli?Tarihsel ağ analizi, kara ticaretinde Anadolu ve Levant hatlarının belirleyici rolünü gösterirken antik dönem yol yoğunluğunun günümüz modern kara yolu ağlarını da kısmen şekillendirmeye devam ettiğini kanıtlıyor.

Şu ana kadar bildiklerimiz

  • Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışma, Itiner-e dijital atlasındaki yaklaşık 300 bin kilometrelik Roma yolunu ağ analiziyle haritalandırdı.
  • Ancyra (Ankara), Antioch (Antakya), Korint ve Bizans, kara ulaşım ağında imparatorluk başkenti Roma'ya göre daha yüksek bağlantı merkeziliğine sahipti.
  • Araştırma yalnızca kara yollarını kapsıyor; Roma'nın Akdeniz'deki merkezi konumunu belirleyen nehir ve deniz rotaları analize dahil edilmedi.

Cevabı beklenen sorular

  • Deniz ve nehir ulaşım rotalarının kara yolu verileriyle birleştirilmesi Akdeniz genelindeki ticari merkezilik dengesini nasıl etkileyecek?
  • İmparatorluk genelindeki eksik arkeolojik bulguların sisteme eklenmesi bölgesel bağlantı yoğunluklarını değiştirecek mi?
Kaynaklar ve belgeler

Bu haberde kullanılan belgelere aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.