ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'nin (NOAA) tahminlerine göre, 2026 sonbahar ve kış aylarında kayıtlardaki en güçlü El Niño olaylarından birinin yüzde 90'ın üzerinde bir olasılıkla yaşanması bekleniyor.
2026 yılının ağustos ayı itibarıyla, dünya meteorologların kayıtlardaki en güçlü El Niño olaylarından biri olarak tanımladığı duruma hazırlanıyor. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'nin (NOAA) İklim Tahmin Merkezi, bu sonbahar ve kış aylarında çok güçlü bir El Niño'nun gerçekleşme olasılığını yüzde 90'ın üzerinde belirtirken, 1950'den bu yana yaşanan tüm El Niño'ları aşma ihtimalini ise yüzde 69 olarak tahmin ediyor. Bu durum, sadece bir hava olayı olmaktan öte, küresel çapta büyük bir değişim anlamına geliyor ve şimdiden hazırlık yapılmasını gerektiriyor.
Geçmişte yaşanan olaylar, bu tür aşırı hava koşullarının yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Örneğin, Kenya'da 1997-98 El Niño'su ülkenin en yıkıcı dönemlerinden biri olmuş, sonraki olaylar da yüzlerce kişinin ölümüne ve altyapıda, tarımda geniş çaplı hasarlara yol açmıştı. Eylül 2023'te Libya'yı vuran Daniel Fırtınası, iki barajın çökmesine ve tek gecede en az 4.000 kişinin ölümüne neden olmuştu. Nisan ayında Birleşik Arap Emirlikleri, son 75 yılın en şiddetli yağışını alarak Dubai'yi felç etmişti. Aynı yaz, Sudan'ın doğusundaki Arba'at Barajı'nın taşması ise 20 köyü yok ederek 50.000 kişiyi etkilemişti. Bu örnekler, böylesi ekstrem olayları önceden tahmin edebilen sistemlerin aciliyetini vurguluyor.
Tam da bu kritik dönemde, yapay zeka (YZ) tabanlı sistemler, daha hızlı, daha ucuz ve daha yerelleştirilmiş hava tahminleri sunarak umut vadeden bir çözüm olarak ortaya çıktı. Geleneksel tahmin sistemlerinin aksine, YZ modelleri karmaşık fiziksel denklemleri entegre etmek yerine, mevcut hava koşullarını gelecekle doğrudan istatistiksel bir yaklaşımla ilişkilendirerek öğreniyor. Bu modeller, yoğun tarihsel hava verileri üzerinde eğitim gerektirse de, bir kez tamamlandığında çalıştırması çok daha ucuz ve sıradan bilgisayar donanımlarıyla bile erişilebilir hale geliyor.
Ancak YZ araçları, özellikle değişen iklim koşulları altındaki ekstrem olaylar için güvenilirliklerinin tam olarak doğrulanmamış olması gibi kritik bir sınırlamayla geliyor. Bu durum, "ekstrapolasyon problemi" olarak biliniyor. YZ, tarihsel verilerdeki kalıpları belirlemede başarılı olsa da, eğitim verilerinin dışında kalan rekor kıran ısı dalgaları, seller ve fırtınalar gibi "benzeri görülmemiş" olayları tahmin etmede zorlanabiliyor. Çalışmalar, YZ sistemlerinin rekor kıran sıcak, soğuk ve rüzgar olaylarının yoğunluğunu ve sıklığını hafife alma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Ayrıca, Afrika gibi tarihsel hava verisi eksikliği olan bölgelerde YZ modellerinin eğitilmesi daha da zorlaşıyor, bu da veri boşluğunun en büyük olduğu yerlerde hassasiyet açığının da en yüksek olduğu anlamına geliyor. Bu nedenle, topluluk odaklı doğrulama süreçleri ve eğitim veri kümelerini tanımlamak için şeffaf protokoller oluşturmak, YZ'nin "kara kutu" modelinden uzaklaşarak daha güvenilir sistemler geliştirmek için kritik öneme sahip.
Neden önemli?Yaklaşan rekor güçteki El Niño, küresel çapta aşırı hava olaylarının sıklığını ve şiddetini artırarak doğal afet risklerini yükseltiyor; bu durum, erken uyarı ve hazırlık sistemlerinin.
Şu ana kadar bildiklerimiz
- NOAA İklim Tahmin Merkezi, 2026 sonbahar-kış döneminde yüzde 90'ın üzerinde olasılıkla çok güçlü bir El Niño bekliyor.
- Bu El Niño'nun 1950'den bu yana yaşanan tüm El Niño'ları aşma olasılığı yüzde 69 olarak tahmin ediliyor.
- Yapay zeka modelleri, geleneksel sistemlere göre daha hızlı ve ucuz tahminler sunsa da, "ekstrapolasyon problemi" nedeniyle benzeri görülmemiş aşırı olayları tahmin etmede zorlanabiliyor.
Cevabı beklenen sorular
- Yapay zeka modelleri, geçmiş verilere dayanmayan "benzeri görülmemiş" aşırı hava olaylarını nasıl daha doğru tahmin edebilir?
- Veri eksikliği yaşanan bölgelerde, yapay zeka tabanlı tahmin sistemlerinin güvenilirliği nasıl artırılabilir ve yerel ihtiyaçlara nasıl uyarlanabilir?
- Yapay zeka destekli hava tahminlerinin insan uzmanlarla entegrasyonu, özellikle kritik durumlarda karar alma süreçlerini nasıl optimize edebilir?



