Bölümler
Tam transkript
Günde ortalama kaç kez bileğinize veya telefonunuzun ekranına bakıyorsunuz? 50, 80, belki de 100den fazla. Modern insan için zaman sürekli önümüzden kaçan ve bizim de nefes nefese arkasından koştuğumuz görünmez bir canavar gibi. Peki hiç düşündünüz mü? Zaman dediğimiz bu soyut kavramı dilimlere bölme, onu kutucuklara hapsetme fikri ilk kimin aklına geldi? Eğer saatler bir anlığına dursaydı Uçaklar havada kalır, borsa çöker, küresel ekonomi saniyeler içinde kilitlenirdi.
Sabah sizi yataktan söke söke kaldıran o nefret ettiğiniz alarm bile çalışmazdı. Ben Mehmet Antep. Bugün medya odağın ilk bölümünde bir gölgenin peşinden koşarak başlayan ve bileğimizdeki mini bilgisayarlara uzanan insanlığın en büyüleyici macerasına odaklanıyoruz. Hazırsanız zamanı durduralım. İnsanlığın zamanla olan imtihanı aslında doğayı taklit etme çabası. ile başladı. İlk öğretmenimiz elbette güneşti. Antik Mısırlılar dev dikili taşlar yani obeliskler dikerek gölgenin hareketinden günün saatlerini okumayı başardılar.
Ancak burada bir nüans vardı. Güneş saatleri harikaydı. Ta ki bulutlu bir İngiltere sabahına ya da zifiri bir geceye kadar. Hava kapandığında zaman adeta duruyordu. İşte insanlık bu çaresizlik karşısında ikinci büyük buluşunu yaptı. Su saatleri yani klepsidra. Zaman artık damla damla ölçü. Ordu. Hatta coğrafyamızda İslam Altın Çağın'ın dahi mühendisi Elce Cezeri öyle karmaşık su saatleri tasarladı ki mekanizma sadece zamanı göstermiyor, üzerindeki otomat figürlerle adeta küçük bir tiyatro sergiliyordu.
Denizciler içinse dökülen kum taneleri yani kum saatleri dalgaların ortasında hayat kurtaran bir pusulaya dönüştü. Fakat dürüst olalım tüm bu yöntemler saat kaç sorusuna kesin bir yanıt vermek için henüz çok ilk. 13. yüzyıla geldi. dediğimizde Avrupa'da şehirler büyüdü ve ticaret hızlandı. İnsanların aynı anda ibadet etmesi, aynı anda çalışması gerekiyordu. İşte bu düzen ihtiyacı devasa kilise kule saatlerini doğurdu. Fakat burada çok eğlenceli bir detay var.
Bu dev kule saatlerinin başlangıçta yel kovanı yoktu. Sadece akrep vardı. Çünkü o dönemde kimse kimseye saat 3'ü 12 geçe buluşalım demiyordu. Saat 3 civarı demek herkes için fazlasıyla yeterliydi. Bu saatlerin günde bir ik saat sapması bile gayet normal karşılanıyordu. Derken 1656 yılında Hollandalı bilim insanı Christian Hügins sahneye çıktı ve sarkaçlı saati icat etti. Sarkacın o düzenli salınımı sayesinde günlük sapma süresi bir anda saatlerden birkaç saniyeye düştü.
İşte o an insanlık tarihinde devasa bir kırılma noktasıydı. Zaman artık sadece hissedilen bir şey değil matematikle bölünebilen, ölçülebilen bir metoda dönüşmüştü. 18 ve 19. yüzyılda saatler küçüldü ve yelek ceplerine girdi. Şık bir köstekli cep saati taşımak toplumda ben zenginim ve zamanım kıymetli demenin en havalı yoluydu. O dönemlerde kol saatleri de vardı ama sadece kadınların taktığı süslü bir mücevherden ibaretti. Bir erkeğin bileğine saat takması fikri o dönemin toplumunda komik bile karşılanabilirdi.
Peki bu algıyı ne değiştirdi dersiniz? Maalesef savaş Dünya Savaşı sırasında da dondurucu siperlerdeki komutanların stratejik bir taarruz başlatmak için ceplerinden saat çıkarıp bakacak vakitleri yoktu. Saniyelerin ölümle yaşam arasındaki çizgi olduğu o anlarda askerler cep saatlerine deri kayışlar dikip bileklerine bağladılar. Savaş bittiğinde bilekte taşınan bu pratik araç artık bir kadın aksesuarı değil askeri disiplinin, hızın ve karizmanın yeni sembolü haline gelmişti.
20. yüzyılın ortalarına kadar saat denince akla tek bir kral gelirdi. İsviçre yüzlerce yıllık el işçiliği, karmaşık mekanizmalar ve devasa bir sanayi. İsviçre tahtında oldukça rahattı. Ta ki bir Noel günü 1969 yılına kadar. Japon saat üreticisi Seiko dünyayı sarsacak bir teknoloji duyurdu. Seiko Astron içinde minik bir kuvars kristali ve pil barındırıyordu. Mantık basitti. Kuvars kristaline elektrik verdiğinizde saniyede tam 32.768 kez titre Ordu.
Bu inanılmaz bir kararlılıktı. Pilli bir kuvar saat binlerce dolarlık en pahalı İsviçre mekanik saatinden bile katlarca daha doğru zamanı gösteriyordu. Üstelik üretimi çok ucuzdu. Tarihe kuvars krizi olarak geçen bu olayda geleneksel İsviçre devleri birer birer iflasın eşiğine geldi. Zaman artık pillerin ve dijital ekranların kontrolüne geçmişti. Geldiğimiz noktadaysa zamanı ölçme hassasiyetimiz bilim kurgu filmlerini yaratmıyor. Bugün laboratuvarda seziyum atomlarının titreşimini sayan atom saatleri kullanıyoruz.
Bu saatler o kadar hassas ki milyonlarca yıl boyunca tek bir saniye bile sapma yapmıyorlar. Telefonunuzdaki GPS, banka transferleriniz veya uçakların rotası işte bu milisaniyelik atomik zamana dayanıyor. Bileğimizdeki araçlarsa artık zamanı söylemekten çok daha fazlasını yapıyor. Uykumuzu, stresimizi hatta kalp ritmimizi analiz eden akıl asistanlara dönüştüler. İnsanlık zamanı ölçmek için başladığı bu yolculukta artık kendi biyolojik zamanını takip eder hale geldi.
Mısır'daki bir taşın gölgesinden bileğimizdeki yapay zeka sensörlerine araçlarımız değişti ama zamana hükmetme arzumuz hiç bitmedi. Sizce mekanik bir saatin tıkırtısındaki ruh mu yoksa akıllı saatin sunduğu pratiklik mi? Yorumlarda buluşalım. Zaman ne kadar hızlı akarsa aksın içinizdeki tutku hiç soğumasın. Meedye Odak'ta bir sonraki hikayede görüşmek üzere. Hoşça kalın.
Kaynaklar ve telif
Görüntüler: Pexels (https://www.pexels.com) — Pexels API ile alındı.
Çekim sahipleri: Artur Szczubelek, Chandresh Uike, cottonbro studio, Dario Fernandez Ruz, Jafferson Clinton, Jakub Zerdzicki, K, kaboompics.com, Lilo, Maciej Głowiński, MART PRODUCTION, Matheus De Moraes Gugelmim, Monstera Production, Roy S., Serg Alesenko, Stefan, Sururi Ballıdağ Director, The Instagrapher, vickie photography.
Arşiv görselleri (CC BY 2.0, atıf gereklidir):
· Coningsby, St Michael's church (37297710932).jpg — Jules & Jenny from Lincoln, UK — CC BY 2.0 — https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Coningsby,_St_Michael%27s_church_(37297710932).jpg
· Vintage Men's Digital Quartz Watch, Red LED Display, Circa 1970s (26973818460).jpg — Joe Haupt from USA — CC BY 2.0 — https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Vintage_Men%27s_Digital_Quartz_Watch,_Red_LED_Display,_Circa_1970s_(26973818460).jpg
Ayrıca 3 kamu malı / CC0 arşiv görseli (Wikimedia Commons).
Müzik: "Summer21" — Bigvegie, CC0 (https://freesound.org/people/Bigvegie/sounds/581072)
Açılıştaki saat tıkırtısı bu bölüm için sentezlendi.