Kısaca

Nature Communications dergisinde yayımlanan küresel araştırmada 94 ülkeden toplanan 3 binden fazla toprak örneği incelenerek dünya genelindeki tohum bankası rezervi ve tür çeşitliliği analiz edildi.

Nature Communications dergisinde yayımlanan küresel bir araştırma, dünya genelindeki toprak tohum bankalarının yapısını ve yoğunluğunu ortaya koydu. İsveç Tarım Bilimleri Üniversitesinden Alistair Auffret ile Kanada'daki Prince Edward Island Üniversitesinden Emma Ladouceur liderliğindeki ekip, yedi kıtadaki 94 ülkeden toplanan 3 bin 96 toprak örneğini kapsayan 1.400 çalışmanın verilerini analiz etti. Yapılan hesaplamalar, kara, sulak alan ve sucul ekosistemler genelinde toprak yüzeyinin her bir metrekaresinde ortalama 5 binden fazla tohumun beklediğini gösterdi. Milyonlarca tohum ve fidenin sayıldığı veritabanı, doğanın yer altında Norveç'teki Svalbard Küresel Tohum Deposu'ndan çok daha geniş bir rezerv barındırdığını belgeledi.

Araştırma ekibi, ekosistemler arasında tohum yoğunluğu ile tür çeşitliliği arasında dikkat çekici bir tezat saptadı. Farklı bölgelerdeki biyomlar karşılaştırıldığında, çok sayıda farklı bitki türüne ait tohum barındıran toprakların toplam tohum sayısının düşük kaldığı; tohum yoğunluğunun yüksek olduğu alanlarda ise tür çeşitliliğinin azaldığı belirlendi. Örneğin tropikal ekosistemler toprak tohum bankasında yüksek tür çeşitliliği ancak düşük tohum yoğunluğu sergilerken, tarım arazilerinde düşük tür çeşitliliğine karşın metrekare başına yüksek tohum yoğunluğu kaydedildi.

Çalışmanın en kritik bulgularından biri, insan faaliyetlerinin yer altındaki tohum rezervleri üzerindeki olumsuz etkisi oldu. El değmemiş doğal yaşam alanlarındaki toprak tohum bankası zenginliği, tahrip edilmiş veya bozulmuş arazilere kıyasla belirgin şekilde daha yüksek çıktı. Araştırmacılar, yer üstünde görülen biyolojik çeşitlilik kaybının yer altındaki tohum katmanlarına da yansıdığını ifade etti. Auffret ve Ladouceur, bu tablonun bozulmuş ekosistemlerin insan müdahalesi olmaksızın kendi kendine iyileşmesini ifade eden pasif restorasyon potansiyelini ciddi biçimde sınırlayabileceğini belirtti.

Araştırmacılar, toprak tohum bankalarındaki tür kaybının yüzey bitki örtüsündeki gerilemeyle doğrudan örtüştüğüne dikkat çekiyor. Doğal tohum rezervlerinin zayıflaması, şiddetli hava olayları ve yangın gibi yüzey bitki örtüsünü yok eden çevresel bozulmaların ardından arazinin kendi tohumlarıyla yeniden yeşerme şansını daraltıyor. Bilim insanları, gelecekteki restorasyon projelerinde yalnızca arazinin kendi haline bırakılmasının yeterli olmayabileceğini, yer altındaki tohum fakirleşmesinin dengelenmesi için hedefe yönelik aktif tohumlama stratejilerinin planlanması gerektiğini vurguluyor.

Neden önemli?Yer altındaki tohum çeşitliliğinin bozulmuş arazilerde düşmesi, ormansızlaşma ve aşırı kullanım sonrası ekosistemlerin insan müdahalesi olmadan kendi kendine toparlanmasını güçleştiriyor.

Şu ana kadar bildiklerimiz

  • 94 ülkeden ve yedi kıtadan toplanan 3 bin 96 toprak örneği üzerinden yaklaşık 1.400 bilimsel çalışmanın verileri analiz edildi.
  • Küresel hesaplamalara göre kara, sulak alan ve sucul ekosistemlerde metrekare başına ortalama 5 binden fazla tohum bulunuyor.
  • İnsan faaliyetleriyle tahrip edilmiş arazilerdeki toprak tohum bankası tür çeşitliliğinin el değmemiş doğal alanlara kıyasla daha düşük olduğu belirlendi.

Cevabı beklenen sorular

  • Yer altı tohum rezervleri fakirleşen bozulmuş ekosistemlerin onarımı için hangi bölgelerde aktif tohum ekimi müdahalelerinin zorunlu hale geleceği henüz bilinmiyor.
  • İklim krizine bağlı aşırı hava olaylarının toprak altındaki tohumların canlı kalma sürelerini nasıl etkileyeceği araştırılmaya devam ediyor.