Yeni Zelanda'da gelecek yıl yayımlanacak ulusal sel haritaları, yüzey seli riskini detaylandırırken, alttan yükselen yeraltı sularının oluşturduğu gizli sel tehdidini kapsamıyor.
Yeni Zelanda'nın ulusal sel haritalarının gelecek yıl yayımlanacak güncel sürümü, ülkedeki bölgesel sel riskinin bugüne kadarki en ayrıntılı resmini sunacak. Ancak haritalar, kıyıdaki sığ akiferlerin su tablasını hesaba katmıyor. Bu su seviyesi mevsimlere göre iniyor çıkıyor, uzun vadede ise deniz seviyesiyle birlikte yükseliyor.
Amandine Bosserelle ve Leanne Morgan'ın Journal of Hydrology dergisinde yayımlanan çalışması, kıyı yeraltı suyunun deniz seviyesi yükselişine iki farklı biçimde tepki verdiğini ortaya koyuyor. Su tablasının denizle birlikte yükselmekte serbest olduğu yerlerde su yüzeye doğru çıkıyor ve yeraltı suyu kaynaklı sel riski artıyor; buna karşılık tatlı suyun kıyıya akışı sürdüğü için tuzlu su girişimi frenleniyor. Su tablasının alçak ve düz topografya nedeniyle bastırıldığı yerlerde ise kıyıya doğru akış zayıflıyor ve bu kez tuzlu su girişimi riski büyüyor.
Yazarlara göre bu değişimler yer altında, gözden uzakta gerçekleştiği için uyum planlaması araçlarına nadiren giriyor. Oysa Yeni Zelandalıların yaklaşık beşte biri alçak kıyı bölgelerinde yaşıyor. Bu bölgeler ülke genelinde yaklaşık 9.000 kilometrekare tutuyor, yani toplam kara alanının yüzde 3'ünü biraz aşıyor; şerit, Hauraki Ovası ve Canterbury Ovası gibi nehir vadileri ve havzalar boyunca iç kesimlere de uzanıyor. Kıyı şeridinin büyük bölümünde su tablası yüzeyin yalnızca birkaç metre, yer yer birkaç santimetre altında bulunuyor.
Yeraltı suyu seviyesi yükseldiğinde toprağın şiddetli yağışı emme kapasitesi düşüyor ve yüzey selleri ağırlaşıyor. Bosserelle ve Morgan, sürekli yüksek kalan su tablasının, arazi kalıcı olarak sular altında kalmadan çok önce yol alt yapılarını zayıflattığını, drenaj sistemlerini işlevsiz bıraktığını, atık su borularını çatlattığını ya da yüzdürdüğünü, foseptikleri devre dışı bıraktığını ve bodrumlarda kalıcı nem ile yapısal hasara yol açtığını sıralıyor. Tuzlu su girişimi ise içme suyu kaynaklarını ve kıyı ekosistemlerini tehdit ediyor.
Yeraltı suyu izleme çalışmaları tarihsel olarak içme ve tarım suyunu güvence altına almak için derin akiferlere yoğunlaştı; sığ kıyı su tabloları büyük ölçüde haritalanmadan kaldı. Araştırmacılar, bu sığ sistemlere ilişkin veri toplamanın tek tek bölgesel konseyler için çoğu zaman fazla pahalı ve teknik açıdan karmaşık görüldüğünü, dağınık bölgesel verileri birleştirmenin ise artık yetmediğini yazıyor. "Yalnızca yüzey akışına bakan bir sel haritası hikâyenin ancak yarısını anlatır" diyen ikili, uzun vadeli su tablası tepkileriyle kısa vadeli mevsimsel değişimlerin ulusal sel modellerine katılmasının teknik olarak mümkün olduğunu savunuyor.
Neden önemli?Bu durum, ülkedeki toplulukların ve yerel yönetimlerin sel riskine karşı tam olarak hazırlıklı olmasını engellerken, iklim değişikliğinin yeraltı suyu seviyeleri üzerindeki potansiyel etkilerini göz ardı etme tehlikesi taşıyor.
Şu ana kadar bildiklerimiz
- Yeni Zelanda'nın ulusal sel haritalarının güncellenmiş versiyonu gelecek yıl yayımlanacak.
- Bu yeni haritalar, bölgesel yüzey seli riskini net bir şekilde ortaya koyacak.
- Haritalar, alttan yükselen yeraltı sularının neden olduğu sel riskini içermiyor.
Cevabı beklenen sorular
- Yeraltı sularının neden olduğu sel riski, güncel haritalara ne zaman ve nasıl entegre edilecek?
- Bu eksiklik, Yeni Zelanda'daki hangi bölgeler için en büyük risk faktörünü oluşturuyor?
- Yeraltı suyu seviyelerindeki artışın, iklim değişikliği senaryolarında nasıl bir seyir izlemesi bekleniyor?



