Kısaca

SHIPs projesi araştırmacıları, antik Akdeniz limanlarının gerçek kapasitesini belirlemek için taş havzaların yanı sıra açık kıyıları, çevre koyları ve demirleme alanlarını hesaba katan dört faktörlü yeni bir ölçüm yöntemi geliştirdi.

Antik Akdeniz limanları uzun yıllardır mendirek, iskele ve rıhtım gibi günümüze ulaşabilen taş kalıntılar üzerinden değerlendiriliyordu. Ancak Antiquity dergisinde yayımlanan ve SHIPs (Ships Harbouring In Ports) projesi kapsamında yürütülen yeni bir araştırma, bu geleneksel yaklaşımın limanların gerçek kapasitesini yansıtmadığını ortaya koydu. Emmanuel Nantet, Matthieu Giaime ve Michael Lazar tarafından geliştirilen yöntem, limanları yalnızca taş yapay havzalardan ibaret yapılar olarak değil; çevredeki doğal koyları, açık kıyı sularını ve ana havza dışındaki demirleme sahalarını da içeren geniş birer sistem olarak ele alıyor. Araştırmacılara göre, mendireklerin ötesindeki açık sular çok sayıda tekneyi barındırabildiğinden, mütevazı taş havzalara sahip limanlar bile sanılandan katbekat yüksek bir kullanım kapasitesine sahipti.

Araştırma ekibi, geliştirdikleri yöntemi çok farklı coğrafi koşullara sahip dört ayrı sahada test etti. Antik limanının büyük kısmı bugün sular altında bulunan Caesarea'da yapılan çalışmalar, liman sisteminin Herod havzasının çok daha ötesine uzandığını belgeleyerek alanın tahmini kapasitesini artırdı. İtalya'daki Terracina sahasında tortu ve çökelti birikintilerinin zaman içinde demirleme bölgelerinin şeklini ve konumunu değiştirdiği, dolayısıyla antik limanlar için tek tip sabit bir rekonstrüksiyon yapmanın yetersiz kaldığı belirlendi. Fransa'daki Port-Vendres sahasında tespit edilen batıklar, resmi liman sınırlarının hemen dışındaki açık sularda son derece yoğun bir demirleme alanı bulunduğunu kanıtladı. Celile Denizi'nde ise değişen su seviyelerinin açığa çıkardığı liman tesisleri, araştırmacıların farklı dönemlerdeki kullanılabilir su alanlarını hassas biçimde hesaplamasını sağladı.

Geliştirilen analiz çerçevesi dört temel değişkeni bir araya getiriyor: gemilerin su çekimi (draft), bağlanma yoğunluğu, su derinliği ve liman sistemi içerisindeki toplam kullanılabilir alan. Antik su alanlarının derinliği; kıyı çizgisi değişimleri, tortu birikimi ve geçmişte yapılan dip tarama faaliyetleriyle doğrudan şekillendiğinden, araştırmacılar çökelti altındaki eski liman tabanlarını saptamak amacıyla karot örnekleri aldı. Gemilerin ne kadar sıklıkla yanaşabildiğini hesaplamak için halat, bağlama halkası ve bağlama babası gibi arkeolojik kalıntıların yanı sıra 19. yüzyılın sonlarına ait Yunan yelkenli gemilerinin tarihi görsel kayıtları incelendi. Araştırmada geniş alanların haritalanması için Lidar kullanılırken; yer altına gömülü yapıları incelemek üzere yer radarı (GPR), elektromanyetik taramalar ve elektriksel özdirenç tomografisinden yararlanıldı. Port-Vendres'deki sualtı çalışmalarında ise batıkları ve kalıntıları konumlandırmak için yandan taramalı sonar, dip altı profilleme cihazı ve manyetometre kullanıldı.

SHIPs projesinin ortaya koyduğu veriler, Akdeniz genelindeki antik liman büyüklüklerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Liman yapısını belirleyen taş bir mendirek, gerçek operasyonel su sahasının yalnızca bir parçasını oluşturuyor. Doğal koyların, kumsalların ve ana havza dışındaki açık demirleme alanlarının hesaba katılması, Akdeniz limanlarının geçmişte ağırlayabildiği gerçek gemi sayısının ve deniz ticaret hacminin mevcut arkeolojik kabullerin çok üzerinde olduğunu gösteriyor. Araştırma ekibi, geliştirdikleri dört aşamalı yöntemin farklı limanlar arasında doğrudan karşılaştırma yapılabilmesini sağlayacak standart bir model sunduğunu kaydediyor.

Neden önemli?Geliştirilen yöntem, antik deniz ticaretinin hacmine dair geleneksel tahminleri kökten değiştirerek limanların sanılandan çok daha fazla gemiye ev sahipliği yaptığını kanıtlıyor.

Şu ana kadar bildiklerimiz

  • Emmanuel Nantet, Matthieu Giaime ve Michael Lazar tarafından yürütülen SHIPs projesinin sonuçları Antiquity dergisinde yayımlandı.
  • Liman kapasitesi hesaplama yöntemi; gemi su çekimi, demirleme yoğunluğu, su derinliği ve liman sistemi içindeki toplam alan olmak üzere dört ana faktöre dayanıyor.
  • Caesarea, Terracina, Port-Vendres ve Celile Denizi sahalarında yapılan incelemeler, gemilerin ana havza dışındaki açık kıyıları ve koyları yoğun şekilde kullandığını ortaya koydu.

Cevabı beklenen sorular

  • Yeni yöntemin Akdeniz genelindeki diğer antik liman kalıntılarına uygulanmasıyla ticaret hacmi tahminlerinin ne ölçüde revize edileceği bilinmiyor.
  • Sediment birikimi ve kıyı erozyonunun yoğun olduğu bölgelerde eski liman tabanlarının derinlik tespitlerinin ne derece netleştirilebileceği araştırılıyor.