Hibrit çalışma modellerinin yaygınlaşmasıyla birlikte şirketlerin yüzde 80'i bu modele geçerken, kurumlar uzun vadeli gayrimenkul yükümlülükleri yerine esnek ve deneyim odaklı ofis tasarımlarına yöneliyor.
Çalışma hayatında son yıllarda hız kazanan yapısal dönüşüm, kurumsal şirketlerin ofis kullanım alışkanlıklarını ve gayrimenkul stratejilerini kökten farklılaştırıyor. Paylaşılan güncel araştırma verilerine göre, şirketlerin yüzde 80'i hibrit çalışma modelini benimsemiş durumda bulunuyor. Çalışanların haftada üç ila dört gün fiziki ofise geldiği işletmelerin oranı ise yüzde 55 seviyesine ulaşmış durumda. Bu tablo, kurumların değişen ekip büyüklüklerine, dönemsel büyüme hedeflerine ve departman bazlı çalışma ritimlerine hızla uyarlanabilen çevik ofis stratejilerine yönelmesini zorunlu kılıyor. Şirketler artık sadece mevcut çalışan sayılarına göre değil, önümüzdeki süreçte karşılaşılabilecek farklı organizasyon senaryolarına göre mekân planlaması yapıyor.
Kolektif House Kurucu Ortağı ve CEO'su Ahmet Onur, kurumsal şirketlerin standart gayrimenkul kiralama kalıpları yerine operasyonel yükleri hafifleten esnek modellere yöneldiğini vurguluyor. Ekiplerin dinamik biçimde büyüyüp küçülebildiği bir yapıda ofislerin bu ritme cevap vermesi gerektiğini belirten Onur, Kolektif Enterprise modeliyle kurumların alan tespitinden şirkete özel tasarımına ve günlük operasyonların yürütülmesine kadar tüm sürecin tek elden yönetildiğini aktarıyor. Bu yaklaşım sayesinde kurumlar, geleneksel ofis kiralama süreçlerinde karşılaşılan yüksek başlangıç yatırımlarını ve uzun vadeli gayrimenkul yükümlülüklerini en aza indirirken, ihtiyaç duydukları alanı doğru zamanda optimize etme fırsatı yakalıyor.
Yeni çalışma modelleri, ofis mekânlarının kullanım amacını ve çalışan beklentilerini de doğrudan dönüştürüyor. Araştırmalara katılan çalışanların yüzde 93'ü, ofise gitmelerinin en önemli gerekçelerinden biri olarak iş arkadaşlarıyla yüz yüze iş birliği kurma ihtiyacını gösteriyor. Gensler tarafından 15 ülkede 16 binden fazla çalışanla yürütülen Global Workplace Survey 2025 çalışması da ofis binalarında tek tip çalışma alanları yerine farklı iş biçimlerine cevap veren dengeli mekân kurgularının gerekliliğini ortaya koyuyor. Bu doğrultuda, çalışanların derin odaklanma sağlayabileceği sessiz bireysel alanlar ile ekiplerin bir araya gelerek ortak proje üretebileceği ve sosyalleşebileceği alanların mimari açıdan dengelenmesi stratejik bir öncelik halini alıyor.
Ofislerin kurum kültürünü yaşatan ve çalışan deneyimini doğrudan belirleyen yapılar olduğuna işaret eden Ahmet Onur, tasarımın yalnızca görsel bir beğeni değil, iş yapış biçimini destekleyen bütüncül bir yaklaşım olduğunu belirtiyor. Kolektif House bünyesindeki mimar, iç mimar ve mühendis kadrosuyla mevcut ofislerin dönüşümünden yeni çalışma alanlarının projelendirilmesine uzanan bir süreç yürütülüyor. Şirketlerin önümüzdeki dönemde sadece ne kadarlık bir ofis alanına değil, nasıl kurgulanmış bir çalışma ortamına ihtiyaç duyduklarına odaklanması; esneklik, teknoloji, operasyon ve çalışan deneyiminin birbirini tamamlayan unsurlar olarak ofis stratejilerinin merkezinde yer alması hedefleniyor.
Neden önemli?Çalışanların yüzde 93'ünün ofise geliş motivasyonu olarak iş birliğini görmesi, şirketleri salt metrekare hesabı yerine ekiplerin sosyalleşmesini ve odaklanmasını destekleyen çevik mimari çözümlere mecbur bırakıyor.
Şu ana kadar bildiklerimiz
- Şirketlerin yüzde 80'i hibrit çalışma modeli uygularken, çalışanların haftada üç-dört gün ofise geldiği kurumların oranı yüzde 55 seviyesinde bulunuyor.
- Çalışanların yüzde 93'ü ofise gelme nedenlerinin başında iş arkadaşlarıyla iş birliği yapmayı görüyor.
- Gensler tarafından 15 ülkede 16 binden fazla çalışanla yapılan Global Workplace Survey 2025 araştırması, ofislerde farklı çalışma biçimlerine uygun dengeli alanlara ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor.



